Hatırlar mısınız? Bir zamanlar bir dekorasyon programı vardı...

Hatırlar mısınız? Bir zamanlar bir dekorasyon programı vardı ve Türkiye’de ilkti. Adı 'Evim Güzel Evim' di. Ekip, eski püskü ya da yanlış döşenmiş mekanları, çok kısa bir sürede ve çok küçük bütçelerle baştan yaratırlardı. Sunucu Cem Davran ve Somer Karvan arasında inanılmaz komik dialoglar yaşanır ama bir yandan mimarın tasarımını sebatla uygulamaya çalışırlardı. Gaye ise sürekli Cem’le didişir, bir yandan da her yere yetişmeye çalışırdı. Kendisi projenin  sahibiydi. Mimar ise, önce talep mektuplarını okur, evleri gezer, projeyi çizer, tasarımları yapar, ustaları organize eder, sonra da çekim günleri, insanı korkunç gösteren o tulumun içinde kah boya yapar, kah duvar kağıdı döşer, kah elişi faaliyetler gösterirdi seyirciye... Nerden mi biliyorum bu kadar detayı? O bendim çünkü...

Yaklaşık 7 sene, bu insanlarla bu projede mimar olarak çalıştım ve bunu kalpten söylüyorum, hayatımın en farklı ve en rutin dışı yıllarıydı. Bir kere, benim kadar heyecanlı bir tipin televizyona çıkması bayağı bir olaydı. Ses kısılması, ter basması, surat kızarması durumlarını sık sık yaşardım. Tv çok enteresan bir dünya, herkesin bir sorumluluğu var ve size düşeni layıkıyla yapmazsanız tüm işi bozabilirsiniz. Sorumluluğum çok fazla olduğundan stresim tavan yapardı.. Ama eğlencesi de bir o kadar efsaneydi.. Çekim araları bir 'stand up show' a dönüşürdü. Hayatımda türkü bara ilk bu insanlarla gittim. Cem ısrarlara dayanamaz, sahneye çıkar ve ilk dinlediğimde çok sevdiğim “ Tahir ile Zühre” hikayesini okurdu. Bizde pek keyiflenirdik. Son çekim günü gelip çattığında, insanların evine son kalan sihirli dokunuşlarımızı da yapıp işin sonuna gelirdik. Gördüğümüz ilgi, minnet ve teşekkürleri hala unutamam.Çok şanslıydım, kıymetini o kadar iyi bildim ki o günlerin... Şimdi hepsi beni gülümseten birer anı... ha bir de tabi fotoğraflar...

Keşke yayınlansa tekrarları, insanlar biraz keyiflense ve gülümsese… İnanın artık televizyon seyretmez oldum. Bırakın katkıyı ve öğrenmeyi bir kenara, onu zaten geçiyorum. Moral bozan, kötülüğün prim yaptığı, avamlığın baş rolde olduğu ve seyirciyi aptal yerine koyan, programlar diziler doldurdu ekranı son dönemlerde. İlerleyeceğimize geri mi gidiyoruz ne?!

Ay daraldım!! hadi birşeyler pişirelim : )

PARMESANLI SABLE BİSKÜVİ;

·         250gr yumuşak tereyağ

·         200gr rende parmezan

·         250gr ekmek unu

·         3 yumurta sarısı

·         Kırmızı toz biber

.

.

·         Rende parmezanı unla karıştıralım. Tereyağını ekleyip önce spatulayla karıştıralı,  sonra da iki el arasına alıp sürterek ufalayalım ki iyice homojenleşsin.

·         Yumurtaları ekleyip spatuayla karıştıralım.

·          Elde son bir yoğurup top haline getirdikten sonra, 5mm kalınlığında olacak şekilde oklava ile açalım ve 20 dakika kadar buzdolabında dinlendirelim.

·          Yuvarlak kalıplar kullanarak kurabiyelerimizi şekillendirelim. Üzerlerine inceltilmiş yumurta sarısı sürüp parmezan rende serpelim.

·         180’Cfırında 12-14 dakika pişirelim.

.

Not:       1) Eğer parmezanlı bisküvilerinizi daha da lezzetli ve farklı yapmak isterseniz, benim yaptığım gibi siz de soğuduktan sonra pınar beyaz  ve  limon suyunu blenderdan geçirip bisküvilerin üzerine sıkabilirsiniz. Son rötuş, kırmızı biber ve frenk soğanıyla

              2) Elimizin sıcaklığı glüteni açığa çıkartmasın diye hamuru mümkün olduğunca elle yoğurmuyoruz.

Afiyet Olsun

Seyda

@hikayemvarokursan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TOP